Çocuk Psikolojisi İlgi Alanları

Çocuk psikolojisi, bireyin doğum öncesinden itibaren ergenliğin sonuna kadar olan tüm gelişim dönemleri ile ilgilidir. Gelişme ve büyüme çoğunlukla karıştırılmasına ve birbirinin yerine kullanılmasına rağmen aynı şey değildir. Büyüme fiziksel değişiklikleri içerirken; gelişme, düzenli ve uyumlu bir ilerlemeyi anlatmaktadır.

Çocuk psikolojisi, büyüme ve gelişim aşamalarını, ilk toplumsal yaşantı olan aile faktörü ile daha sonraki çevresel ilişkileri ve çocuğun toplumsal yaşantı içindeki etkileşimlerini kapsar.

Çocuk psikolojisi gelişimi şu başlıklar altında toplanabilir.

  • Sosyal gelişim
  • Duygusal gelişim
  • Zihinsel gelişim
  • Fiziksel gelişim

Her yaşın dönem özellikleri farklılıklar gösterirken, dönemler kendi içinde de ortak özelliklere sahiptir. Çocukta sağlıklı dönemsel gelişim özelliklerinin bilinmesi önemlidir. Gelişim özellikleri bilinirse, gelişim alanlarındaki gecikmeleri ya da sapmalarını fark etmek, ruhsal gelişimin yolunda gidip gitmediğini anlamak daha kolaylaşır.

Çocuk gelişim dönemleri birbirinden kesin sınırlarla ayrılamazlar. Bir önceki dönemin özellikleri bir sonraki dönemde de sürebilir. Bu durum, bir dönemde görülen problemlerin, bir sonraki dönemdeki gelişimi ve uyumu bozabileceğini düşündürtmelidir.

Çocukluk ve ergenlik çağlarında görülen pek çok sıkıntı-sorun, aslında çocukluk dönemine ait ( travmatik yaşantı- doyum – doyumsuzluk – fixasyon (takılma ) vb.) izleri taşırlar. Çocuklukta yaşanan olumlu/olumsuz tüm gelişmeler, kişiliğin oluşumunda çok önemlidirler.

Çocuk psikolojisi gelişimindeki gecikmeler ve sapmalar, erken ve zamanında saptanır ise, bunların sürekli uyumsuzluklara dönüşmeden çözüme kavuşturulması çok daha başarılı olur. Bu sıkıntıların erken tespiti ile sorunların çok hafifletilmesi, bireyin daha sağlıklı ve dengeli yaşam sürmesine olanak sağlamaktadır.

Çocuk ve Genç
Psikolojik Danışmanlık ve Psikiyatri Merkezi
Çocuk Psikolojisi İlgi Alanları”

Çocuk Psikolojisinde Kimlik Gelişimi

Çocuk psikolojisi açısından çocukta kişilik gelişimini bilmek ve bu gelişimin nasıl bir yol izlediğini saptamak önemlidir. Kişilik gelişimini bilmek, kişiyi anlamak, tepkilerini anlamlandırmak açısından kolaylık sağlar. Kişilik pek çok kavramla eşanlamlı gibi kullanılmaktadır. Örneğin, karakter, mizaç vs. Oysa her biri farklı anlam içerdiği gibi, karakter ve mizaç, kişiliğin birer parçasıdır.

1-5 Yaş Arası Çocuk Psikolojisi

Çocuk doğduğunda tümüyle başkalarına muhtaçtır. Ona bakan, onu koruyan, doyuran birilerine ihtiyacı vardır. Bebek ilk ilişkisini annesi ya da anne rolündeki kişi ile kurar. Bu kişi ile ilişkisi daha sonraki nesne ilişkilerinin de temelini atacaktır. Anne ile çocuk arasında bir alışveriş doğar. Olumlu bir anne çocuk ilişkisinde çocuk annesini, doyum veren, onu rahatlatan, koruyan olarak tanır ve olmadığında arar. Çünkü onunla güvende hisseder kendini. Sağlam bir anne nesnesi oluşmuş ise çocuk, kısa bir süre annesinin gözden kaybolmasına dayanabilir. “Gitti ama gelecek “ diyebilir. Olumlu, tutarlı anne bu temel güveni oluşturabilir.


Fiziksel bakımı yapılsa da, yeterince sevgi, duygusal yakınlık görmeyen çocuklarda kişilik gelişimleri bu tutumlardan olumsuz etkilenir. Sağlam olmayan bir anne nesnesi, çocukta kaygı, dayanak arayışı ve sürekli kontrol ihtiyacına yol açabilir, güven duygusunun oluşmasını güçleştirir. Konuşma henüz gerçekleşmediği için istekler ancak ağlama, bağırma gibi tepkilerle ortaya konabilir. Bu tepkilerin anne-baba tarafından nasıl karşılandığı, bebeğin sonraki tavırlarında etkili olacaktır. Çocuk çevresinden gördüğü pekiştirmelere göre bir tutum belirleyecektir

1 yaştan itibaren bebeğin kas gelişimi hızlanmıştır ve ayağa kalkarak yürümeye başlar. Bu durum onun kendisini daha bağımsız hissetmesine yol açar. Artık çevre ile daha kolay iletişime geçer. Kendi ayaları üzerinde durabilmek, daha bağımsız hareket edebilmek, yeni deneyim fırsatı verir ona ve çevreyi tanımaya devam eder.

1.5 yaştan itibaren mesane kas kontrolünün gelişmesiyle de yeni keşiflerde bulunur. Çiş ve kaka kontrolü bu dönemde başlar. Çocuk isterse tutar, isterse bırakabileceğini öğrenir. Çocuk psikolojisine göre bu durumda çocuk, birbirine zıt iki istek arasındadır. Özerklik duygusu daha da artar.

İşte bu devrede kurallar, kurala uyma, uymama, karşı gelme davranışları gelişmeye başlar. İçinde bulunduğu çevrenin kurallarına göre bazı şeyleri yapmayı, (kakasını, çişini tuvalete yapmayı ) bazı şeyleri de yapmamayı, ( çişini, kakasını uygun yerde yapmak üzere tutmayı ) öğrenir. Tuvalet eğitimine başlama zamanı ve kullanılan yöntem kişilik gelişiminde önemli izler oluşturur. Zamanından önce başlamak ya da çok geciktirmek de, olumsuz olarak etkileyen yöntemlerdir.

Bu dönemde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, çocuğu, aşırı ve katı kurallar ile ezmemek, bununla birlikte sınırsız da bırakmamaktır.

Yürüme, konuşma ve tuvalet becerilerini kazanmış olan bu dönem çocuklarında aşırı baskı, utandırma, kişilik gelişiminde olumsuz etkiler bırakabilir, korkular ve kaygı geliştirmesine yol açabilir.

Bu dönemde çocukların korkularında farklılaşma ve artmalar görülür. Bu dönemdeki korkulara örnek olarak karanlık, köpek, şimşek, ani ses ve yalnız kalma v.s sayılabilir.

Unutulmamalıdır ki, duygunun doğrusu veya yanlışı yoktur. Çocuk öyle hissediyorsa, o öyledir.

Ancak duygunun doğru ve yanlış ifadesi olabilir. Çocuklar pek çok şeyi ebeveynlerinin tepkilerinden de öğrenirler. Özellikle duyguların ifadesi bu noktada farklı bir önem taşır.

3 yaşlarından itibaren öfke ve nedenleri daha çok sosyal olaylardır; örneğin bir akranla tartışma, bir yetişkinle denetim çatışması, bağımsızlık isteği gibi. Dürtülerin ortaya çıkışı engellenemez ama dürtüler eğitilebilir. Bu nedenle özellikle agresyonun kontrolü, kişilik gelişim açısından dikkat edilmesi gereken noktalardan biridir.



Bu dönemin en önemli konularından biri, özdeşim kurmadır. Anne gibi olmak- baba gibi olmak önemlidir. Anne- baba çok güçlüdür ve onlar gibi olma arzusu kaçınılmazdır. Bu nedenle davranış biçimleri taklit etmeler, belli rolleri üstenmeye çalışmalar görülür. Kendi bedeni, cinsel ayrılıklar, çevresindeki her şeyle ilgili öğrenme isteği de oldukça yüksektir ve giderek güven duygusu artar ve daha da özerkleşmeye başlar, dolayısıyla girişken davranışlar görülür.

Sosyal ilişkiler iyice gelişmeye başlamış, büyük olasılıkla anaokulu deneyimi gerçekleşmiş ve arkadaşlık ilişkileri aile içinde gündem oluşturmaya başlamıştır. Yapabilirlikler arttıkça güven duygusu pekişmeye başlar ve kendini gösterebileceği alanlar da giderek çeşitlenebilir. El becerileri de gelişmiştir ve yavaş yavaş ilkokula başlamak için gereken sosyal duygusal, zihinsel olgunluklar açısından gelişim basamaklarına hızla tırmanırlar.

Hayal gücü, oyunlarında eşlik eder, gördüğü, öğrendiği, duyduğu şeyleri, sözel olarak ifade edemedikleri her şeyi oyunlarında çok güzel yansıtırlar. Bu dönem içinde, ileriye yönelik olarak yaşına uygun kurallar belirlemek ve bunları takip etmek gereklidir. Çocuğun yaşına uygun sorumluluklar vermek ve bunları yapmasını beklemek, yapıldığı zamanları fark ederek ödüllendirmek, isteklerini doğru, kabul edilebilir biçimde ifade etmesi için özendirmek ve istenmeyen davranışları karşısında düşündürtmek ve çözüm üretmesi konusunda destekleyici olmak, çocuğun kişilik gelişimini olumlu anlamda destekleyecektir.

6-12 Yaş Arası Çocuk Psikolojisi

İlköğretim yaşının gelmesiyle birlikte, okula başlamak çocuk psikolojik gelişimi için önemli bir dönüm noktasıdır. Okuma-yazmanın öğrenilmesi ile birlikte bilgiye ulaşmanın yolları da öğrenilir. Çocuğun yaşamına bu dönemde başarı ve başarısızlık kavramları daha ciddi olarak girer. Öğrenme faaliyetlerinde cesaretlendirme, başarılarını fark etme ve övme, ödüllendirme, sorumluluk almaya teşvik etme, bu konuda yol gösterme, olumlu bir benlik algısının gelişimini kolaylaştıracaktır.



Başarılı oldukları bir alan mutlaka olacaktır. Başarılı deneyimler, çocuğa çalışkanlık duygusu, yeterlilik ve hâkimiyet duygusu yaşatacaktır. Bu dönemde yetersizlik ve aşağılık duyguları da görülebilir. Bu dönemde çocuktan yapabileceğinin üzerinde beklentiler oluşturmak ya da tam tersi, yapabileceğinden düşük beklentiler oluşturmak, çocukta yetersizlik, aşağılık duyguları ve düşük benlik algısına yol açabilmektedir. Bu durumdaki çocuklar, hiçbir konuda iyi olmadıklarını, diğerleri kadar başarılı olamayacaklarını düşünürler.

Bu durum onlarda çeşitli kaygıların gelişmesine de neden olabilmektedir.

6 yaş sonrasında da empati duygusu gelişmeye başlar ve bazı yaşantıların, davranışların karşısındaki kişiyi ya da çevresindeki kişileri nasıl etkilediğini daha iyi anlamaya başlar. Özellikle arkadaşlık ilişkilerinde bu beceri son derece işine yarayacaktır.

Bu yaş çocuğunun psikolojik gelişimi için sosyal aktiviteler, arkadaşlık ilişkileri giderek ön plana çıkmaya başlar. Anlaşmazlık ve sorun durumlarında daha önceki gelişim basamaklarında öğrendiği, pekiştirdiği davranış biçimlerine akranları ile oluşturduğu yeni tutumlar da eşlik edecektir. Arkadaş gruplarına kabul edilme ya da edilmeme, oyun kurabilme ya da oyun kuralına uyamayarak oyundan çıkarılma, onun kendisini sosyal açıdan konumlandırmasında da önemli rol oynayacak ve olumlu-olumsuz benlik algısı geliştirmesini etkileyecektir.

Çocuk ve Genç Psikolojik Danışmanlık ve Psikiyatri Merkezi “Çocuk Psikolojisinde Kimlik Gelişimi”

Çocuk ve Genç
Psikolojik Danışmanlık ve Psikiyatri Merkezi
Çocuk Psikolojisinde Kimlik Gelişimi”

Çocuk Psikolojisine Göre Çocukta İştahsızlık

Çocukların yemek yeme tutumları bazen iç dünyalarındaki çocuk psikolojisini yansıtır, bazen de aileleriyle iletişim şekli olabilir. Çocuklar yememeyi seçerek anne-babalarıyla çatışmaya girebilirler. Bir üzüntü, endişe, kıskançlık da çocukların iştahını etkilemektedir. Yemek yemeyen çocuklar yemeğiyle oynar, ağzında tutar ve bazen de yutmaz, konuşarak oyalanır, kalkıp dolaşmak isterler. Çocuğun iştahsızlığı, fiziksel bir sağlık nedeniyle olabileceği gibi (kansızlık, bağırsak parazitleri, nezle-grip), çocuk psikolojisi sorunlarından dolayı da kaynaklanıyor olabilir.

Çocukların iştahsızlık problemine cevap olabilecek bazı ipuçları:

  • Çocuklar yemek yemek için zorlanmamalı, üstlerinde baskı kurulmamalıdır. Bununla birlikte diğer yemek saatine kadar bir şey yiyemeyeceği hatırlatılabilir ve bir sonraki öğüne kadar bir şey atıştırmasına müsaade edilmemelidir.
  • Yemek öncesinde su ya da herhangi bir sıvı alımına izin verilmemelidir; çünkü yemek öncesinde alınan sıvılar doygunluk hissi verir.
  • Yemek saatinden 15-20 dakika önce sofraya oturulacağı çocuğa haber verilmelidir. Böylece çocuklara oyunlarını bitirmeleri için fırsat verilmiş olur çünkü çocuklar oyunlarını bitirmeden sofraya oturmak istemezler. Bununla birlikte yemekler başka bir odaya taşınmamalıdır.
  • 2 yaş döneminde yemek için alternatif sunulabilir.
  • Çocuklar anne-babalarını model alırlar bu sebeple yemek davranışınıza dikkat edin, yemek seçiyorsanız çocuğunuzda sizi örnek alıyor olabilir. Aynı zamanda yaşıtlarıyla yemek yemekte çocuğu yemeğe teşvik edebilir. Bununla birlikte yemek yemeyi “Kim önce bitirecek” gibi yarış haline getirmemek gerekir.


  • Çocukların mideleri yetişkinlerin midelerinden farklıdır, daha çabuk doyuma ulaşabilirler.
  • Birçok ebeveyn çocuğunun yemek yemediğinden şikâyet eder. Çocukların gün içinde yediklerini listeleyin.
  • Çocuğunuzun boy, kilo ve yaşına göre değerlendirme yapılması gerekir. İştahı, yeme durumu, yaşına, boyuna göre kilosunun düşük olup olmadığına dikkat edin.
  • Yediklerini onların yutabileceği kadar büyük lokmalar halinde olmasına dikkat edin.
  • Çocuk sofraya oturmadan önce tabağına ne kadar yiyecek alacağından ve hepsini bitirmekten sorumlu olduğunu bilmelidir. Sorumlu olduğu bu davranışı başarıyla tamamladığında ise takdir edilmelidir. Sofraya her zaman, hep birlikte, aynı saatlerde oturulmalıdır. Çocuk sofraya gelmiyorsa bir türlü, hep birlikte yemeğe başlayacağınızı, beklediğinizi söylemelisiniz. Bu çocuğa önemli ve değerli olduğunun mesajını verecektir.
  • Yemek yemek bir ödül veya ceza mekanizması olmamalıdır. Küçük yaşlarda yiyecekle kendini ödüllendirmeyi öğrenen çocuklar ileride her stresli, kaygılı bir durumla karşılaştıklarında yemek yemeğe yöneleceklerdir.
  • Sevmediği yiyecekler çocuğa zorla yedirilmemelidir. Bununla birlikte çocukların damak tadı, ilerleyen zamanlarda yavaş yavaş gelişir, 1-2 ay sonra yeniden deneyebilirsiniz.
  • Okul öncesi döneminde çocuğun bir yemeğe karşı isteği ya da reddi geçicidir. Çocuklar bu yolla bağımsızlığını ifade ediyor olabilir. Bu durumda çocuğun büyüme sürecinde olduğunu unutmamalı, endişeye yer verilmemelidir.
  • Çocuklar yemeğin şekli, kokusu, sunumu konusunda duyarlıdır. Çocukların hoşlanacağı bir şekilde yemeği sunmanız hoşuna gidebilir. Yemeği hazırlarken de sürece çocuğunuzu da katabilirsiniz. Yaşına uygun basit görevler vererek, size yardımcı olmasını sağlayabilirsiniz. Böylece çocuğunuzun özgüveni de gelişecektir.
  • Gelişme problemi yaşadığından şüphelendiğiniz durumlarda bir çocuk doktoru ya da beslenme uzmanına danışabilirsiniz. Eğer problem ruhsal sorunlardan kaynaklanıyorsa mutlaka çocukla çalışan bir uzmandan psikolojik destek talep edebilirsiniz.
Çocuk ve Genç
Psikolojik Danışmanlık ve Psikiyatri Merkezi
Çocuk Psikolojisine Göre İştahsızlık”

Çocuk Psikolojisine Göre Okul Olgunluğu

Okula başlama, çocuk psikolojisi açısından gelişimsel alanlarda belli bir olgunluğa ulaşmayı gerektirir. Okul olgunluğu, motor, sosyal, duygusal, zihinsel ve dil alanlarında gelişmenin yaşıtlarının düzeyinde olması demektir. Okul olgunluğuna erişen çocuk psikolojisinde, okula başladığında kendinden beklenenleri yerine getirebileceği için, okul ve öğrenmeye karşı olumlu duygular geliştirecektir. Tam tersi olan, okul olgunluğunu tamamlamamış çocuklarda ise okul bazen tam bir kâbus halini alabilmektedir.

Motor Gelişim:

Bedensel hareket ve koordinasyon sağlanabiliyor olmalıdır. Vücuduna, hareketlerine hâkim olabilmesi, kalemi iyi kullanabilecek ince kas koordinasyonunun da buna ilaveten gelişmiş olması gereklidir.

Sosyal ve Duygusal Gelişim:

Temel özgüven becerisini kazanmış olması beklenir. Ebeveynlerle kurulan ilk ilişkiler, daha sonra kuracağı ilişkileri de etkiler. Güvenli ilişki kurma, güvenli ayrılığı kabullenme, sorumluluk alabilme, yaşıtları ile sağlıklı ilişki kurabilme, oyun kurabilme veya kurulmuş olan oyuna katılabilme, oyunun kurallarına uyma ve sürdürebilme, kendi başına hareket edebilme becerilerine sahip olmalıdır. Öz bakım becerilerini yerine getirebiliyor olmalıdır.

Zihinsel Gelişim:

Önce şekil algısı gelişir çocukta. Sembol algısı, ( harf ve sayılarla ilişki) daha sonra gerçekleşir. Çocuğun zekâ seviyesi ve öğrenme ortamında olumlu tepki verebilmesi, okul yaşamındaki uyumu üzerinde etkilidir. Görsel ve işitsel algılama, hafızada tutma, neden-sonuç ilişkisi kurabilme, yeterli kavrama becerisine sahip olma, parça-bütün ilişkisi kurabilme, sıralama becerilerine sahip olması beklenir.


Dil Gelişimi:

Okuma yazmadan önce, konuşma ve dinleme becerilerinin gelişmiş olması önemlidir. Kendini ifade edebilmeli, düşüncelerini sözcüklere dökebilmelidir. Yeterli bir kelime hazinesine sahip olması, olayları sırasıyla anlatabilmesi, bir konuşmayı aktarabiliyor olması beklenir.

Çocuğun psikolojik olarak okula hazır oluşu, ilerideki başarısını etkileyecektir. Çocuk okula başladığında, hiç tanımadığı bir ortam, tanımadığı kişiler ve uymak zorunda olduğu kurallarla karşılaşır. Bu durum bir uyum süreci gerektirir. Okul olgunluğu kazanmış olan çocukta bu uyum süreci kısa sürede tamamlanır. Ancak henüz okul olgunluğu kazanmamış çocuk için bu süreç oldukça sancılıdır. Bu nedenle çocuğun yaşını doldurmuş olması, hatta bazen okuyup yazabiliyor olması her zaman okula hazır olduğu anlamına gelmez. Diğer gelişim alanlarının da zihinsel gelişim ile aynı düzeye ulaşması gereklidir. Gelişim alanlarından birisi çok ilerideyken diğerleri geride kalmışsa, okul yaşantısı içinde gerideki alanların ilerideki alanı da geriye çektiği görülebilmektedir.

Anaokulu yaşantısı içinde okul olgunluğu konusunda tereddütler var ise, anaokulu öğretmeninden gruba uyma konusunda, öğrenme alanlarında güçlük yaşandığına dair çeşitli uyarılar alınıyor ise, özellikle çocuk yılsonu doğumlu ise, bir uzmana başvurarak çocuğun okul olgunluğu açısından değerlendirilmesini sağlamakta yarar olacaktır. Değerlendirme sonunda zayıf görülen alanlar desteklenebilir ve çocuk okula daha güçlenmiş olarak başlayabilir. Böylece okul başladıktan sonra yaşanacak olası birçok sorun önceden çözümlenmiş olacaktır.

Çocuk ve Genç
Psikolojik Danışmanlık ve Psikiyatri Merkezi
Çocuk Psikolojisine Göre Okul Olgunluğu”


Çocuk Psikolojisine Göre Gece Korkuları

2-3 yaş arası, çocukların genel olarak korkulu rüyalar gördüğü bir dönemdir. 6 aylıktan büyük her çocuk gece korkusu yaşayabilir. Bunun nedeni çocukların yaratıcılıklarının, hayal güçlerinin bu yaş aralığında gelişiyor olmasıdır ve bu durum rüyalarına sıklıkla yansır. Aynı zamanda 2-3 yaş aralığında çocuklar gerçekle gerçek olmayanı ayırt edemedikleri için korkunç rüyalar onları korkutur. Kâbuslar, uykunun son aşamasında görülen, çocuğu uyandıran ve tekrar uyumasına engel olan korkutucu rüyalardır ve çocuk psikolojisine göre üzüntü duyduğu, öfkelendiği, korktuğu bir durumun varlığına işaret eder. Çocuklar kâbus gördüğünde, korkarak ve bağırarak uyanırlar. Uyandıklarında rüyalarını hatırlayabilir ve anlatabilirler. Çocuğu sakinleştirmek yeterlidir.

Çocuğunuzun iyi ve kaliteli bir uyku geçirmesi için ipuçları:

  • Gergin, öfkeli, korku dolu bir duygu halinde uyumasına izin vermeyin.

    Çocuklar dalmadan önce sakin, huzurlu bir ortamda uyumalıdır. Aile içi tartışmalar, korkunç filmler ya da görüntülerden sakınılmalıdır. Çocuk psikolojisine anlamlı gelişim sağlaması adına, çocuğunuza yatmadan önce mutlu sonla biten bir hikâye ya da masal okuyabilirsiniz.

  • Düzenli uyku uyumasını sağlayın.
  • Her gün aynı saatlerde uyumaya başladığında, uyku düzeni sağlanacak, korkulu rüyalar azalacaktır.

  • Çocuklar kâbustan uyanınca onları rahatlatın.
  • Çocuğunuzu alıp yatağınıza götürmeyin. Onun sadece yanınızda olduğunu hissetmeye ihtiyacı vardır. Dokunmanız yeterlidir. Sırtına hafifçe dokunup sakinleşmesini sağlayın. Uykuya dalana kadar yanında kalabilirsiniz.

  • Korkularının kabullenin.
  • “Bu sadece bir rüya”, “Bunda korkulacak bir şey yok” gibi söylemler çocuğa anlaşılmadığı mesajını verir. Anlaşılmadığını düşünen çocuk daha çok çıkmaza girebilir. Onun yerine “Bu korkunç rüyanın seni ne kadar korkuttuğunu anlayabiliyorum” ifadesini tercih edebilirsiniz.





  • Korkuları hakkında konuşmasına izin verin.
  • Çocuk psikolojisinin doğru anlaşılması adına çocuğun korkularıyla ilgili bir şey anlatıp anlatmadığına dikkat edin. Günlük yaşam içinde yaşanan herhangi bir olaydan etkilenebilirler. Örneğin okul sorunları, kardeş kıskançlığı, taşınma gibi.

  • Rahatlatıcı çözümler bulun.
  • Gece lambasını açık bırakabilirsiniz, tavanına karanlıkta parlayan objeler asabilir ya da çıkartmalar yapıştırabilirsiniz, Kapısını, perdeleri açık bırakabilirsiniz dışarıdan yansıyan ay ışığı da bir miktar daha odayı aydınlatabilir.

  • Bir şeyler yiyip içmesine izin vermeyin.
  • Yemek yemek rahatlatıcı bir yöntem gibi görünse de, geç saatlerde yenilen bir şey hem tekrar uykuya geçişi zorlar hem de mide rahatsızlıklarına sebebiyet verebilir ve gece yemeleri zamanla alışkanlığa dönüşebilir.

  • Bir uzman desteği almaktan çekinmeyin.
  • Her gece düzenli olarak çocuğunuzun ve sizin uykularınız bölünüyor ve bu durum günlük yaşamanızı da olumsuz etkiliyorsa, aile içinde yaşanan stresli bir durumdan kaynaklandığını düşünüyorsanız psikolojik destek isteyebilirsiniz.

    Çocuk ve Genç
    Psikolojik Danışmanlık ve Psikiyatri Merkezi
    Çocuk Psikolojisine Göre Gece Korkuları”